
Nihal Yeşiltaç Oran
Yaklaşık 1 ay sonra Organ ve Doku Bağışı Haftası kutlanacak. Amacı farkındalık yaratmak, hayat kurtarmak, umut olmak. Başıma yine bir şey gelmeyecekse, bu yazımda da organ bağışı hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Eski okurlar bilir, bu konu ile ilgili yazdığım bir yazı yüzünden neler neler yaşandı. Şimdi hiç o günleri hatırlatmadan yeni yazıma geçeyim.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bu durum ile ilgili bir paylaşım yapmıştım. O paylaşım sonrası çok fazla soru geldi. Bu yazıda hem o soruları cevaplamış olacağım hem de bilmeyenlere bildiklerimi anlatacağım.
Uzun yıllar önce tüm organlarını bağışlamıştım. Ailemi düşünerek, vücut bütünlüğü bozulmasın diye bedeni bağışlamamıştım. Sonra ailemi hazırlarsam bunu da yapabilirim diye düşündüm, hemen gerçekleştirdim. Ve an itibari ile vücudumun tamamını bağışlamış bulunuyorum.
İşte paylaşımım da bunu gösteren belgeydi. Ancak yine tebrik mesajları yanında, eleştiren günah diyen mesajlar da aldım.
Önce neden böyle bir karar verdiğimi anlatayım, neden yıllardır “organlar bağışlanmalı” isimli türküyü söylüyorum? Öldüğümüzde, ölümümüz tıbbi olarak kesinleşince ne olacak? Yıkanıp, kefenlenip toprağa verileceğiz. Sonrası da malum…
Neden kısa sürede toprağa karışacak bedenimiz bir başkasına can olmasın? Mesela kısa sürede çürüyecek kalbimiz neden başkasının göğsünde atmasın? Diyalize bağlı yaşamını sürdüren çoluk çocuk, genç yaşlı insanlar neden böbreklerimizle daha kaliteli bir hayat yaşamasın? Yıllar önce bu düşüncelerle yapmıştım bağışımı. Dediğim gibi, tüm bedeni de ailemin ruh halini düşünerek o zaman bağışlamamıştım ama şimdi hepsi bana destek bu konuda. Hemen küçük bir not: Bin tane imza atıp her şeyimizi bağışlasak da son aşama ailemizin onayı. Eğer onlar onay vermezse bizim zamanında verdiğimiz kararın, attığımız imzaların hiçbir önemi kalmıyor.
Organ Bağışı Günah mı?
Gelelim ‘günah’ diyen kitleye! Günah ve sevap bizim kurallarımıza, anlayışımıza göre belirlenmiyor. Kişiye özel fikir olur, kişiye özel karar olur ama kişiye özel günah olmaz. Diyanet İşleri gayet net açıklamış. Diyor ki: “Zaruret hali, ölümün kesinleşmesi, maddi çıkar sağlanmaması ve organ verecek kişide hayati tehlike olmaması halinde organ bağışı günah değildir”
Bir de şöyle bir cevap gelmişti bana, hemen onu da araştırdım sizlere söylemek için: “Ahirette eksik vücut parçalarını sorarlar” Bazı kaynaklarda şöyle bir açıklama buldum: “Hadis-i şeriflerde insanın ölümünden sonra bedenindeki her şeyin çürüyeceği, ancak kuyruk sokumu kemiği denen küçük bir parçanın çürümeyeceği bildirilir. Alimler bu parçayı insanın biyolojik kodu, bir nevi “öz çekirdeği” veya “DNA şifresi” olarak yorumlar. Ahiretteki diriliş, bu çekirdek esas alınarak tıpkı bir tohumun topraktan yeniden filizlenmesi gibi sıfırdan inşa edilecektir. Bu nedenle dünyada kolun, bacağın veya böbreğin kime gittiğinin diriliş anındaki fiziksel eksiksizliğe hiçbir olumsuz etkisi yoktur.” Sanırım bu açıklama yeterli, isteyen bu çağda daha fazlasını da bulur. İstemek önemli, anlamayı istemek! Bahane istersek sayısız üretebiliriz bence…
İnsan sağlığı, insan hayatı hiçbir şey ile ölçülmez. Kan vermek, kök hücre bağışçısı olmak her an yapabileceklerimiz. Organ bağışı ise vademiz dolduğunda…
Şimdi bu yazıyı okuyanlardan bir ricam var; düşünür müsünüz? Aynı benim anlattığım gibi düşünür müsünüz? Düşünmek para ile değil, düşününce kimse sizden bir şeyinizi almıyor. Sadece düşünün…
Sağlıcakla

Yorum Yap